top of page

Salvador Dali kimdir?

  • ahsenera
  • 22 Nis 2020
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 Şub 2021



ree

Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali; yaşam tarzı, giyimi, davranışları ve benimsediği sanat akımlarıyla her zaman dikkat çeken bir isim olmuştur. Resmin yanında, heykeltıraşlık ve bilime de ilgi duyan Salvador Dali'nin kısaca hayatını anlatacağım(aslında pek kısa sayılmaz :) zira bu kadar ilgi çekici bir sanatçıyı da kısaca anlatmam doğru olur mu bilemem.)


Kendini; “Tanrı’ya inanıyorum ama inançlı değilim” sözleriyle tanımlayan Salvador Dali, dünyanın en ünlü yabancı ressamları arasında yer almaktadır. İspanyol kökenli olan sanatçı; ressam, heykeltıraş, fotoğrafçı ve filmci unvanlarına sahiptir. Sanata olan bu düşkünlüğünün yanında bilime de büyük merakı olan Dali, hayatının büyük bir bölümünü canlıların genetik yapısını oluşturan DNA ile ilgili tablolar yapmaya ayırmıştır. DNA’nın yapısında yaratılışın sırrı olduğunu düşünen Dali, büyük aşkı Gala ile olan ilişkisini de buna benzetir.

Sanatında birçok ünlü ressamın etkisinde kalsa da, her zaman kendine özgü bir tarzı olan Dali, hem resmettiği tablolarla hem de sıra dışı kişiliğiyle her zaman dikkatleri üzerinde toplamayı başarmıştır. Bu ilgi elbette sadece olumlu yönde olmamıştır. Bazı kitleler Dali’nin sanat anlayışını ağır bir dille eleştirmiştir. Ancak bu yergiler onun tablolarının daha çok duyulmasına ve dünya çapında ses getirmesine neden olmuştur. Ünlü ismin en meşhur tablosu 1931 yılında yaptığı Belleğin Azmi adındaki eseridir.Hadi şimdi ressamlar arasında çok farklı bir yere sahip olan ve “sürrealizm benim” diyen Salvador Dali’nin hayatı hakkında bilgi edinelim.



SALVADOR DALİ KİMDİR?


Sürrealist bir ressam olan Salvador Dali,11 Mayıs 1904tarihinde, İspanya’da dünyaya geldi. Tam adıSalvador Domingo Felipe Jacinto Dalí i Domènech’tir.Babası Salvador Dalí i Cusí ile annesi Felipa Domenech Ferres’in bir çocukları doğmuş, fakat Dali’nin doğumundan 9 ay önce ölmüştür. Ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Dali, bu olayı çok yoğun bir şekilde hissetmiştir. İlk çocuklarının çok küçük yaşta kaybedilmesini bir türlü kabullenemeyen aile, Dali’nin yanında sürekli ondan bahsediyor ve sık sık mezarlık ziyaretine gidiyorlardı. Bu durum zamanla Dali’nin kişiliğini sorgulamasına, sürekli hayatlarında olan ölmüş abisinin gölgesini hissetmesine sebep oluyordu.Dali ilerleyen yıllarında, çocukken yaşadığı bu psikolojik ruh halini şu sözleriyle anlatır;“Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.”Dali’nin küçük yaşta yaşadığı, belki de travma olarak nitelendireceğimiz durum onun karakterinin şekillenmesinde etken oldu. Sürekli ölen abisinin yasını tutan ebeveynlerinin dikkatini çekebilmek için yapmadığı şey kalmıyordu. Histerik davranışlar, teatral hareketler bunlardan sadece bazılarıydı.


SALVADOR DALİ'NİN HAYATI


Oğlunun resme yeteneği olduğunu fark eden annesi, 10 yaşındayken bir resim okuluna yazdırdı. 15 yaşına geldiğinde ise ilk resim sergisini açtı. 1921 yılında annesini kaybedince, ertesi yıl Madrid’e taşınarak eğitimine buradaki bir okulda devam etti. Eserlerini dadaizm ve kübizm tarzında veren Dali, o dönem bu teknikler Madrid’de yaygın olmadığı için, sanat camiasında hemen dikkat çekti. Katıldığı anarşist eylemler nedeniyle bir süre tutuklanarak hapis yatan Dali, serbest kaldıktan sonra okula tekrar döndü.

İlk kişisel sergisini Barcelona’da açan Dali, 1926 yılında Paris’e giderek çok sevdiği Pablo Picasso ile tanışma fırsatı buldu. Yaptığı resimler her zaman dikkat çekip, eleştirilen ünlü ressamın bundan sonraki eserlerinde, Picasso’nun etkisi belirgin oldu. Daha önce de bir kez uzaklaştırma alan Dali, bu kez okulundan tamamen kovuldu. Ardından askerlik görevi için çağırıldı. 1927 yılında askerlik hizmetini tamamlayan Dali, Luís Montanyà ve Sebastià Gasch ile birlikte, Sanat Karşıtı Katalan Manifesto‘sunu yazdı. Bu bildirinin amacı sanatta modernizmi ve fütürizmi savunmaktı.1929 yılında ona şöhret kazandıracak olan, Bir Endülüs Köpeği adlı kısa filmini çekti. O yıl yeniden Paris’e giden Dali, sürrealist akımın önde gelen sanatçılarından André Breton ve Paul Éluard ile tanıştı. Ancak bu tanışmanın yanında bir de ilerleyen yıllarda Dali’nin hayatını birleştireceği, Éluard’ın karısı Gala yer alıyordu. Tanıştıkları ilk andan itibaren birbirlerinin ilgisini çekmiş ve tutkulu bir aşk yaşamaya başlayan ikili, 1934 yılında evlendiler. 1958 yılında ise Katolik düğünü yaparak nikahlarını tazelediler.


SALVADOR DALİ'NİN SANATI


1934 yılında New York’ta açtığı sergi büyük yankı uyandırdı. 1936 yılında Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi’nde yaptığı konuşmaya; dalgıç tulumu giyip, elinde bilardo ıstakası tutarak çıktı. Dali bu davranışıyla, hayatı boyunca sadece sanatıyla değil enteresan kişiliğiyle de dikkatleri üzerinde topladığını gösteriyordu. 1937 yılında dönemin ünlü komedyenleri Max kardeşler için bir film senaryosu yazdı. O yıllarda İspanya’da süren iç savaş General Francisco Franco’nun zaferiyle sonuçlandı ve Dali, faşist rejimi desteklediği yönünde açıklama yaptı.Bunun üzerine sürrealizm sanatçıları tarafından ölene kadar sürecek bir çatışma başladı. II. Dünya Savaşı’nın etkisinin yoğun olduğu bir zamanda eşi Gala ile birlikte ABD’ye taşındı. Burada ünlü animasyoncu Walt Disney ile birlikteDestinoadındaki çizgi filmi yaptı. 1949 yılında memleketi Katolanya’ya yerleşti. Tüm bu olaylar olurkeneşi Galaonun hep yanındaydı. Tanıştıkları ilk günden itibaren hayat kaynağı, arkadaş, dost, model ve ilham perisi olan Gala, Dali için vazgeçilmez bir kadındı. Bundan sonraki dönemlerde eserlerinde DNA, atomik çözünme, hiperküp gibi modern bilimin bazı kavramları yer almaya başladı. Hiroşima’da gerçekleşen nükleer faciadan oldukça etkilenen ünlü ressam, “nükleer mistisizm” adını verdiği bu dönemde; tuvale boya fırlatma, optik yanılgılar ve hologram gibi teknikleri deniyordu.Dali, 1962 yılında Barcelona sel felaketinde hayatını kaybeden binlerce kişinin anısına bir tablo yaptı. 3 X 3,5 metre boyutunda olan ve “Galacidalacidezoksiribonükleikasid” adını verdiği tabloda bilim ile dini bir arada anlatmaktadır. Okunuşu oldukça zor olan tablonun hece hece anlamı ise şu şekilde;

Gala; hayatının aşkı, eşi El Cid; 11. yüzyılda Berberilere karşı savaşmış İspanyol kahraman Ala; Allah’ın kısaltılmış hali Deoksiribonükleikasid; DNA’nın açık halidir.

DNA’nın yapısını karısı Gala ile olan ilişkisine benzeten Dali bunu;“Tıpkı Gala ve benim gibi birbirine tam uyan bu iki yarı, hiç şaşmadan bir açılıp bir kapanıyor. Hayat, deoksiribonükleik asidin mutlak kuralına dayanıyor, kalıtıma o karar veriyor.”sözleriyle anlatıyor. Ünlü ismin bilime merakı sadece moleküler konularda değildi. Matematik ve fizik konularına da büyük ilgisi vardı. Hatta23 Ocak 1989’dahayata veda ettiğinde, hasta yatağının yanındaErwin Schrödinger ve Stephen Hawkinggibi bilim insanlarının kitapları bulunuyordu.



Salvador Dali döneminde zevksiz bir soytarı, dine saygısı olmayan bir insan olarak nitelendirilse de, eserleri şu an dünyanın en önemli yapıtları arasında yer alıyor. Dali’nin çoğu Figueres’dekiDalí Tiyatrosu ve Müzesi’ndeyer alan 1500 tablosu bulunuyor. Tablolarının haricinde heykelleri, taş baskı eserleri ve kitap illüstrasyonları bulunmaktadır. Dali’nin bilinen tabloları arasında; Belleğin Azmi, Yanan Zürafa, Çarmıha Gerilme, Picasso Portresi, Atomik Leda, Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı, Yeni İnsanın Doğuşunu İzleyen Jeopolitik Çocuk, Uzay Fili, Büyük Mastürbatör, Galacidalacidezoksiribonükleikasid, St. Anthony’nin Baştan Çıkışı, Camdan Bakan Kadın ve Kendi Namusu Tarafından Arkadan Tecavüze Uğrayan Genç Bakire yer almaktadır. Sanatçının resmettiği en önemli tablolarından bazılarını sizlerle paylaşayım.

BELLEĞİN AZMİ (ERİYEN SAATLER)


Orijinal adı Katalanca’daLa persistència de la memòriaolan Belleğin Azmi tablosu, Eriyen Saatler olarak da bilinmektedir. Dali’nin1931yılında, yağlıboya olarak yaptığı tablonun gerçek boyutu 24 X 33 cm’dir. Şu an New York’taki National Museum of Art’tasergilenen tablo gerçeküstücülük akımıyla yapılmıştır. Tablonun konusu ise; yumuşaklık ve sertlik anlayışının ön planda olduğu cep saatleridir. Tablonun ortasında bir insan figürü yer almaktadır. Dali’nin farklı tablolarında da yer verdiği bu figürle, kendini tasvir ettiği düşünülmektedir. Sol tarafta üzeri karıncalarla kaplı turuncu bir saat yer alır. Dali’nin bu ayrıntıyla, kadın üreme organlarını ve ölümü simgelediği şeklinde yorum yapılmaktadır.



HAŞLANMIŞ FASULYELİ YUMUŞAK YAPI (İÇ SAVAŞ ÖNGÖRÜSÜ)




Dali’nin1936yılında, henüz İspanya’daki iç savaş başlamadan önce yaptığı bu tablo, onun öngörü yeteneğinin ve kehanetlerinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Şu an Philadelphia Modern Sanatlar

müzesi’ndeyer alır.







PİCASSO PORTRESİ



Dali, çok sevdiği ve saygı duyduğu Pablo Picasso ile ilk kez Paris’e gittiğinde tanıştı. Sonrasında sanatında Picasso’nun etkisinde kaldı. Ancak iki iyi dostun, çok uzun sürmese de bir dönem araları bozuldu. Bunun sebebi ise Picasso’nun kendinikomünistolarak tanımlamasıydı. Dali ise o dönem, gerçekten faşist olduğundan mı yoksa, dikkatleri üzerinde toplamak istemesinden mi bilinmez, faşizmi destekledi. Çok sevdiği arkadaşını anlattığı bu tabloda ise, Picasso’nun kıvrak zekasını beyninde toplanan bir sarmal olarak betimliyor. Harikulade sanatı ise, kaşık olarak ağzından çıkıyor.




 
 
 

Yorumlar


© 2023 by The Artifact. Proudly created with Wix.com

bottom of page